✦ KORONA VİRÜSÜNÜN ARDINDAN DÜNYAYI NELER BEKLİYOR? ✦

✦ Yeni Dünya Düzenine Doğru | Eskisi Gibi Olmayacak Olası Şeyler ✦

https://youtu.be/_fnVWbDdxsk

❈❈❈ KORONA VİRÜSÜNÜN ARDINDAN DÜNYAYI NELER BEKLİYOR?

❈ İnsanlık 2019 yılının sonu itibarıyla tarihinin en büyük imtihanlarından birini veriyor. Gücün tanımı değişti ve küçük bir canlı tüm dünyayı tehdit etmeye başladı. İlk kez Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan gözle görülmeyen ve sınır tanımayan korona virüsü bilimsel deyişle COVID-19; Çin, İtalya, İran, Amerika, İspanya derken kısa süre içinde tüm dünyayı sardı. Mart 2020’ye gelindiğinde Dünya Sağlık Örgütü bu salgını pandemi olarak ilan etti. Dünyanın her yerinde acil tedbir planları yayınlandı. Önemli çağrılar yapıldı. Ne var ki; COVID-19 hızla yayılmaya ve can almaya devam etti ve ediyor. Siyah beyaz demeden, banka hesaplarına bakmadan. Geçmişte yaşanan büyük salgınlar da ne güç savaşlarını bitirdi ne de küresel birlik sağlamaya yetti. Ancak dün olduğu gibi bugün de insanlığın duası ortak: Salgının bir an önce bitmesi ve hayatın normale dönmesi.  

❈❈❈ Peki COVID-19 bir gün dünyayı terk ettiğinde insanlığı neler bekliyor? 

Dünya var oluşundan bugüne salgın hastalıklarla ilk kez karşılaşmıyor. Dünden bugüne salgın hastalıklar çok fazla insanın ölümüne, sosyolojik ve ekonomik buhranlara sebep oldu. Bugün de dünyayı saran korona virüs salgınından etkilenen ülkeler, sektörler, bireyler kendilerini korumanın yollarını arıyorlar. Ne yazık ki pandemi sebebiyle içinde bulunduğumuz küresel kriz hemen her kesim için bilinmeyen sular demek. Pandemi sonrası dünya üzerine pek çok düşünce açıklanıyor. Neredeyse hepsinin temel çıkarımı COVID-19’un dünyayı ciddi manada sarsacağı ve dengeleri değiştireceği yönünde.  

COVID-19, dünyanın en büyük ikinci ekonomisine sahip olan Çin’de üretimini büyük ölçüde durdurdu. Neredeyse dünya ticaretinin merkezi olan bir ülkenin büyük bir tehditle karşı karşıya kalması doğal olarak küresel bir etki yarattı. Korona virüsünün, toplumlara ve finansal piyasalara etkileri ve uzun vadede neler yaşanacağı herkes tarafından merak ediliyor. 

Amerika’nın önde gelen dergilerinden biri olan Foreign Policy Mart 2020 yılında COVID-19 hakkında bir analiz yayınladı. Analiz için akademisyen, gazeteci, yazar, siyasetçi, çeşitli enstitülerde görev yapan 12 uzmanın pandemi sonrası dünya ile ilgili görüşleri alındı. Bu 12 uzmanın pandemi sonrası dünya ile ortak görüşü güç dengesinin değişeceği yönünde. Yani hayat normalleşince dünyadaki güç dengesi Batı’dan Doğu’ya kayacak.  

Şimdi bu 12 düşünürün görüşlerine bakalım.  

Harvard Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Stephen Walt, daha kapalı, daha az müreffeh ve daha az özgür bir dünyaya gözlerimizi açacağımızı düşünüyor ve diyor ki; yönetim şekli ne olursa olsun her hükümet, krizle baş edebilmek adına acil durum tedbirlerini yürürlüğe sokacak. Sonrasında ise hükümetlerin birçoğu kriz bittiğinde bu önlemler sayesinde kazandıkları gücü bırakmak istemeyecekler. 

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House direktörü ve uluslararası ilişkiler uzmanı Robin Niblett’e göre; korona virüs salgını, ekonomik küreselleşmeye ciddi zararlar verecek. Niblett ayrıca Çin’in büyüyen ekonomik ve askeri gücünün Birleşik Devletler’de kaygı yarattığına dikkat çekiyor. Dünya genelinde tehlikeli boyutlara ulaşan karbon salınımı ile büyük şirketlerin dış ülkelerde üretim yapmasının kamusal ve siyasi baskılarla karşılandığını söyleyerek şunu da ekliyor; COVID-19 hükümetleri, şirketleri ve toplulukları dış dünyaya karşı ekonomik bir izolasyona itecektir. 

Princeton Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü John Ikenberry de, kısa zaman içinde krizin, Batı’nın büyük ideolojik odaklara güç katacağı görüşünde. Profesör Ikenberry’ye göre, mevcut ekonomik zarar ve toplumsal çöküşün giderek hız kazanması dikkate alınırsa; milliyetçilik, büyük güçlerin rekabeti ve stratejik basiretsizlik yükselecek. Birleşik Devletler ve diğer Batı demokrasileri, Amerika’nın Başkan Roosevelt iktidarının 30’lu ve 40’lı yıllardaki kriz dönemlerinde yaptığı gibi korumacı bir enternasyonalizm politikası izleyecek. Bu ülkeler ilk etapta milliyetçi reaksiyonlar vererek hareket edecek olsalar da, uzun vadede demokrasiler kabuklarının dışına çıkacak ve pragmatik, korumacı bir enternasyonalizmi benimseyecekler. 

Birleşmiş Milletler (BM) Singapur Eski Daimi Temsilcisi ve BM Eski Güvenlik Konseyi Başkanı aynı zamanda akademisyen olan Kishore Mahbubani; Çin merkezli bir küreselleşme yaşanacağını ön görüyor. Küresel ekonomiyi temel olarak etkilemeyeceğini, zaten başlamış olan ABD merkezli küreselleşmeden, Çin merkezli küreselleşmeye doğru hareketliliği hızlandıracağını söylüyor.   

Amerika merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi (CFR) Üyesi, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Shannon K. O’Neil, korona virüsün, küresel üretimin temel ilkelerini baltaladığını, küresel şirketlerin acilen üretim sektörüne hakim çok ülkeli ağlarını küçültmeye gitmesi gerektiğini söylüyor. COVID-19’un farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirketi etkilediğini, pandemiyle birlikte çoğu şirket için hammadde aldıkları yerin daha fazla önem kazanacağını düşünüyor. Hükümetlerin de duruma müdahale ederek, önemli gördükleri sektörlerde üretim yapan firmaları kendi sınırlarına çekmek için adımlar atacağını vurguluyor. Bunun sonucunda ise “kazanç düşecek ama üretimde istikrar daha da artacak” diyor. 

Siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı Joseph S. NyeJr., ABD Başkanı Donald Trump’ın 2017 yılında büyük güç rekabetine ilişkin kamuoyuna duyurduğu yeni ulusal güvenlik stratejisinin COVID-19 ile birlikte yetersiz olduğunun görüldüğünü vurguluyor. Amerika’nın, hala büyük bir güç olma özelliğini korusa da, tek başına hareket ederek güvenliğini sağlamasının mümkün olmadığının altını çiziyor. COVID-19 ve iklimsel değişim gibi sorunlar dikkate alındığında, ABD’nin diğer uluslar üzerindeki yaptırım gücünün hiçbir öneminin olmadığını ifade ediyor. Dikkat çektiği diğer önemli hususlar da; her ülkenin öncelikle kendi ulusal çıkarlarına göre hareket ettiği, önemli olan meselenin ise bu reaksiyonun ne denli geniş veya sınırlı bir sahaya etki edebildiği. Bugün gelinen nokta da COVID-19’un, bu biçimde hareket etmeyi beceremediğimizi gösterdiği.  

Emekli ABD Generali, Brookings Enstitüsü Başkanı John R. Allen’a göre; COVID-19’un tarihi pandemi krizinin kazananları tarafından yazılacak. Her toplum, hatta her birey, hastalığın yarattığı toplumsal baskı ve gerilimi daha derinden hissediyor. Siyasi ve ekonomik sistemlerini, halkının sağlığını göreceli olarak koruyabilen ülkeler, salgının daha yıkıcı etkilerine maruz kalanlara göre daha başarılı olduklarını iddia edecekler. Kriz, uluslararası güç dengesini hayal edemeyeceğimiz şekilde alt üst edecek. Uzun vadede pandemi, küresel ekonominin üretim kapasitesini büyük ölçüde düşürecek. Bu özellikle gelişmekte olan ülkeler için büyük bir tehdittir. Sonuç olarak uluslararası düzende gerilim artacak ve ortaya çıkan istikrarsızlıkla birlikte çatışma ortamı doğacak. 

Amerikan Girişimcilik Enstitüsü Direktörü Kori Schake, Amerika hükümetinin kişisel çıkarları ve basiretsizliği nedeniyle uluslararası lider olarak değerlendirilmeyeceğini düşünüyor. “Amerika Birleşik Devletleri liderlik sınavında başarısız oldu.” diyor. 

Hindistan Dışişleri Eski Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Shivshankar Menon, siyasi noktalara değiniyor. Menon’a göre; korona virüs dünya çapında siyaseti derinden etkileyecek. Hem devletlerin kendi iç siyasetlerini, hem de birbirleriyle olan ilişkilerini. Hükümetlerin pandemi ve ekonomik etkileriyle baş etmede ortaya koyacakları başarı ya da başarısızlık, ülke güvenliği tehlikesini ve toplumsal kutuplaşmayı artıracak ya da azaltacak. 

Menon ayrıca; “Pandemi, küresel dünyanın sonunu tamamen getirmiş değil. Aksine salgın, birbirimize uluslararası çapta nasıl bağlı olduğumuzu ortaya koymuştur. Ancak tüm ülkelerin gündeminde şu an sadece kendi kaderlerini idare etmeye yönelik bir eğilim var. Daha küçük, daha yoksul ve daha sefil bir dünyaya doğru ilerliyoruz.” diyor.  

Amerika’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Konseyi eski başkalarından ve Amerika siyasi dünyasında çeşitli görevlerde bulunan Richard N. Haasskorona virüs krizi boyunca ve sonrasında bir süre zarfınca hükümetlerin kendi sınırlarının içine odaklanmasını ön görüyor.  Salgın sonrası dünyada göçlerin daha sert bir muhalefetle karşılanacağını, salgının doğuracağı ekonomik sonuçlarla mücadele edebilmek için ülkelerin, bölgesel ve küresel sorunlara karşı koyma isteklerini kaybedeceklerini düşünüyor. Çin ile ABD arasındaki ilişkinin kötüleşmesine ve Avrupa entegrasyonunun zayıflamasına sebep olacağını, pozitif bir şekilde, küresel çapta halk sağlığı yönetiminin güçleneceğine dikkat çekiyor.  

Gazeteci, yazar Laurie Garrett, bu süreçte dünya ekonomisini en çok etkiyecek şeyin küresel tedarik zincirlerinin ve dağıtım ağlarının kriz anında ne kadar korunmasız olduğunun görüldüğüne dikkat çekiyor.  Garrett, korona virüs krizinin uzun süreli ekonomik etkilerinin yanı sıra köklü değişikliklere de yol açacağını söylüyor. COVID-19, virüslerin insanlara bulaşmakla kalmayıp bütün sistemi zehirleyebileceğinin de açıkça görüldüğünü ifade ediyor.  

Harvard Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Nicholas Burns ise “Korona virüs kaynaklı pandemi, bu yüzyılın en büyük küresel krizi.” diyor. Krizin dünyadaki her insanı tehdit ettiğini, yaratacağı ekonomik zararın boyutunun ise 2008 ekonomik krizini aşacağını ön görüyor. Yaşananlara rağmen tüm dünyada sağlık görevlilerinin, vatandaşların, siyasetçilerin fedakarlıklarının herkes için umut vadettiğinin de altını çiziyor.  

——– 

Son günlerde korona sonrası yeni dünya düzenine ilişkin kafa patlatan çok fazla analist, araştırmacı, politikacı, yazar, düşünür var. Bir başka analist de devrim niteliğinde bir düşünce ortaya attı. “Korona Dünya Düzeninden Korkmak İçin Önemli Sebepler” adında bir yazı yayınlayan siyasi analist Andrew Korybko, çok önemli hususlara dikkat çekiyor. Dünyadaki sağlık hizmetlerinin askeri hizmetlerin de önüne geçtiğini, insanlığın bundan sonra koronovirüsten daha tehlikeli salgınlarla karşılaşabileceğini ve zorunlu askerlik gibi “zorunlu sağlık hizmeti”nin getirilebileceği konusuna vurgu yapıyor.  

—– 

Uzmanların da görüşlerine baktığımızda küresel çapta yaşanacak tablo pek iç açıcı değil. Ekonomik ve siyasi dengelerin değişmesinin yanı sıra büyük psikolojik ve sosyolojik etkiler de görülecek. Ölüm oranlarının yüksek olması, işsizliğin artması olumsuz psikolojik yansımalara sebep olacak. Tüm dünyada yaşanması ön görülen en büyük sosyolojik sorunlardan biri de çiftlerin karşı karşıya kalacakları boşanma ve ayrılık problemi. Öyle ki; bunun örnekleri Çin’de karantinanın sona erdiği bölgelerde görüldü.  

Çin’de karantina süresince sokağa çıkamayan evli çiftlerin karantina sonrası boşanma dilekçesi vermeleri pandemi krizinin oldukça dikkat çeken sosyolojik etkilerden biri oldu. Bu durumun pek çok ülkede yaşanması da muhtemel. Peki yıllarca bir arada yaşayan bu çiftlerin kısa süre içinde ayrılık noktasına getiren durum ne? Enfekte olma korkusu mu? Günlerce her anı birlikte geçirmek mi? Yoksa depresyon mu? Bu saydığımız etkenlerin hepsi ihtimal dahilinde.  

Genel tablo; maalesef ki dezavantajlı gruplar için koşulların daha olumsuz yönde olduğunu gösteriyor. Sosyal izolasyon ve evde kalmak dünyanın hemen her yerinde çalışmak zorunda olan kesim için mümkün değil. Devlet desteğinin olmaması ciddi sağlık ve ekonomik problemleri beraberinde getiriyor. Öte yandan aile içi şiddet vakaları artıyor. Sınır kontrollerinin geri gelmesi yabancı düşmanlığının ve toplum nezdinde göçmen karşıtlığının daha katı boyutlara ulaşması ihtimalini de artırıyor.  

 

Pandemi krizinin sektörel bazda etkilerine bakacak olursak tüm sektörlerin etkilendiğine şahit oluyoruz ancak en çok etkilenen alanlardan biri kuşkusuz turizm sektörü.  

Turizm sektörü Körfez Savaşı’ndan bugüne en büyük krizle karşı karşıya. 2020 yılının ilk çeyreğinde COVID-19 etkisiyle tüm dünyada fuar, festival gibi etkinlikler, yurt dışı seyahatler iptal edildi, ülke içi seyahatler kısıtlandı. Sessiz çığlık atan turizm sektörü, COVID-19 öncesi ve sonrası dönem olarak ikiye bölünecek ve kuralları baştan yazılacak gibi görünüyor. Dünya normalleşme sürecine girdikten sonra özellikle mevcut hijyen kurallarının dışına çıkmak gerekecek. Hem yöneticilerin hem de personelin bu yönde eğitimi önem kazanacak.  

—— 

Öte yandan COVID-19 ile yaşama alışmaya çalışan insanlık sosyal izolasyon dönemini daha verimli geçirebilmek adına dijital bir döngü içine girdi. Online dizi ve film platformlarının kullanımı arttı. Online sergi gibi kültürel etkinlikler düzenlenmeye başlandı. Ayrıca evden çalışma ve uzaktan eğitim yöntemleri de COVID-19’a karşı alınan öncelikli tedbirlerin başında yer alıyor. Gidişat, uzaktan eğitim ve uzaktan çalışma uygulamaları pandemi sonrası yaygınlaşabileceğini hatta kalıcı hale gelebileceğini gösteriyor. Şu an çalışmalarını evinden yürüten büyük bir kitle var. İşverenler iş sürekliliğini artırmaya yönelik önlem arayışında. Şimdilik hem işvereneler hem de çalışanlar evden çalışma süresinin ne kadar devam edeceği hakkında fikir sahibi olmasa da yakın zamanda ofise dönmeyi ümit ediyorlar. Bu kitleler için video konferans uygulamaları büyük konfor sağlıyor. Bu uygulamalar aynı zamanda arkadaşlar ve aile ile dijital sosyalleşme sürecine yeni bir boyut kazandırdı. Korona virüs ile yeni gelen düzende online kurslar ve dersler verimli vakit geçirmenin en kolay yollarından biri oldu.  

Pandemi süreci şunu gösterdi; COVID-19 ile beraber dijital dönüşüm bir anda hızlandı. Görünen o ki; bu yeni dijital yaşam dünya normale döndükten sonra da hayatımızı şekillendirmeye devam edecek.  

Metin Yazarı – Hatice Yiğit’e teşekkürler

✧ Antartika ⇎ Küresel Isınma ↠ Eriyen Buz Sahanlıkları ⇼ Gizli Görünmeyen Dünya’ya Etkileri

✧ Antartika ⇎ Küresel Isınma ↠ Eriyen Buz Sahanlıkları ⇼ Gizli Görünmeyen Dünya’ya Etkileri

https://youtu.be/XvFtpGiPmWI

✶ 10 Toplu Yokoluş ve Nedenleri | Dünya’nın Eski Zamanları

✶✶✶Dünyamızın eski zamanlarında canlıların yaşadığı toplu yok oluş süreçlerini bu videoda anlatmaya çalıştık… İyi seyirler…

https://youtu.be/qEm1lR1Pxtg

#dünyayokoluşvideo #düynanınsonunezaman #türkçebelgeselizle #büyükyokoluşlar #kıyametsenaryoizle

✹ Dünya’nın Gelecek Zamanları | Uzak Gelecekte Dünya’da Olası Değişimler

Gelecekte dünyamızı neler bekliyor…Bütün senaryolar burada…Öngörüleri anlatmaya çalıştığımız bölümümüzle karşınızdayız…İyi seyirler…

✥ Sıcak Bir Geleceğe Doğru | Küresel Isınma | İlginç Belirtiler

✥ Pasifik Okyanusu’nda deniz seviyesinin yükselmesi sonucu Solomon Adaları’ndan beş tanesi tamamen ve yedi ayrı adanın da büyük kısımları son 70 yılda suların altında kaldı. Solomon Adaları, Papua Yeni Gine’nin doğusunda yer almakta ve altısı ana olmak üzere 900’ün üzerinde küçük adadan oluşmaktadır. Raporlara göre 33 ayrı kayalık Solomon Adası, 1947’den 2014’e kadar havadan çekilen ve uydudan elde edilen görüntülere dayanarak analiz edildi. boyutları bir hektar ile beş hektar arasında değişen toplamda 5 adanın; iklim değişikliği ve güçlenen alize rüzgarları dolayısıyla yükselen okyanus seviyesi nden dolayı ortadan kayboldu.

✥ Küresel ısınma, tanım olarak başlıca atmosfere salınan gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isimdir. İklim sistemi, içsel ve insani etkiler, Güneş’in periyodik aktiviteleri ve sera gazları, ve benzeri. nedenlerden etkilenmektedir.

✥ Küresel ısınma, başlıca atmosfere salınan gazların neden olduğu düşünülen sera etkisinin sonucunda, Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa verilen isimdir. İklim sistemi, içsel ve insani etkiler, Güneş’in periyodik aktiviteleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir. Günümüzde iklimbilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda aynı düşüncedeler. Ancak doğa ilklim değişiklikleri ile çok daha önemli şeyler ifade ediyor.
✥ Iklim değişikliği ya da küresel ısınma günlük yaşamda insanların pek de umurlarında değil. Geçtğimiz son 5 sene kayıtlara göre günümüze kadar yaşanmış en sıcak yıllar. Hatta 2016 kayıtlardaki en sıcak yıl.

✥ Kısacası insanlar dünyayı bir iklim uçurumuna daha yaklaştırıyor.

Central Arctic’deki Kuzey Kutup Denizi buzu üzerinde eriyen bir buz sahanığı. Fotoğraf: Stefan Hendricks / Alfred-Wegener

✥ Küresel iklim değişikliğinin çevre üzerinde etkileri artık gözlemlenebiliyor. Buzullar küçülüyor, dağlık bölgelerdeki nehirlerdeki buzlar daha çabuk bölgelerinden ayrılıyor, bitki ve hayvan alanları değişiyor ve ağaçlar daha erken yeşeriyor…
Üstteki grafikteki eski zamanlardan günümüze gezegenimizdeki karbondioksit oranı. 1950’li yılı ve sonrasına dikaat!

(Credit: Vostok ice core data/J.R. Petit et al.; NOAA Mauna Loa CO2 record.)

✥ Küresel ısınmanın en tahrip edici ve aynı zamanda tahmin etmesi en zor etkileri ise dünyadaki canlı eko sistemler üzerindeki etkileridir. Pek çok eko sistem çok zayıftır en ufak bir değişim birçok türü ve onlara bağlı diğer türleri yok edebilir.. Pek çok eko sistem birbirine bağlıdır; bu nedenle, etkilerin zincirleme yayılması ölçülemez büyüklükte olabilir. Bu bir ormanın yavaş yavaş ölmesi, otlakların ya da tüm mercan resiflerinin yok olması gibi sonuçlar doğurabilir. Pek çok bitki ve hayvan türü iklimdeki değişime ayak uydurmak için ya adapte olacaktır ya da göç edecektir. Ancak uyum sağlayamayan birçoğunun nesli tükenecektir. Bazı eko sistemler iklimdeki kayma nedeniyle de büyük ölçüde değiştiği de biliniyor… Alberta Üniversitesi, Kanada’daki tundraların büyük bir kısmının ormanlara dönüştüğünü açıklamıştı. Tundradan ormana dönüşümün doğrusal bir değişim olmadığını, değişimin ani hamlelerle gerçekleşiyor gibi göründüğünü de belirtmişlerdi…

✥✥✥ Sonuç olarak gezegenimiz ısınıyor ve biz de dikkatli olmazsak daha sıcak bir dünyada daha kötü şartlarda yaşayabiliriz… Sonuçta konuya karamsar bakılmamalı. Her şey insanın elinde…Antarktika Belgeselini İzlemek İçin Tıklayınız… https://youtu.be/GDZ-NruCvgM

#antarktika belgesel, #antarktika rüzgar,
#antarktika nerede,
#antarktika bilim seferi,
#antarktika buz,
#antarktika belgeseli izle,

 

Antartika ⇎ Küresel Isınma ↠ Eriyen Buz Sahanlıkları ⇼ Gizli Görünmeyen Dünya’ya Etkileri

⤠ Bu bölümde çok eski zamanlarında yeşil ve yağmurlu bir iklimi olan Antarktika’nın hikayesi anlatmaya çalıştık…Bilim insanları ortaçağda yaşamnış olan buz devrinin benzerinin 2030 da olacağını iddia ediyorlar…bunun Antartika’yla ilgisi var mı?Günümüzde doğal ve insan eliyle ısınan hava ve Antarktika’da eriyen buzlar ve gezegenimizin ekolojik dengesine görünmeyen etkileri… İyi seyirler…

https://youtu.be/XvFtpGiPmWI